Mıntıka Temizliği

Şimdi, bu kadar basit bir konu da yazılır mı diye düşünebilirsiniz. Bu yazıyı yazmadan önce ben de böyle düşünmüştüm çünkü 🙂 Ama çevremize baktığımızda, bu basit gibi görünen uyarıya uyulmadığında, çevrenin nasıl bir felakete dönüştüğünü görmek hiç zor değil.

Mıntıka temizliği, çevre temizliği konusunda en küçük adımı oluşturur. Hani bir laf vardı “herkes evinin önünü süpürse, …” diye başlayan. Karavanda yaşayan birinin de güne başlarken yapabileceği en değerli spor, mıntıka temizliği olmalı diye düşünüyorum. Düşünsenize, sabah uyandıktan sonra temiz havada jimnastik ya da kısa bir yürüyüş yapmak, kahvaltı öncesi ne kadar da iyi gelir. Askere giden erkek kısmı iyi bilir. Sabahın erken saatinde kalkılır ve ilk yapılan şey mıntıka temizliğidir. Çevre ve sair yerlerde çöp, izmarit ve buna benzer atıklar temizlenmek suretiyle hem çevre korunmuş, hem de bir nevi kültür fizik yapmış gibi olursunuz. Yapılan sabah yürüyüşlerinde çevre temizliğini kollamak, bir ağacın kırılmış bir dalını sarmak, insanlara zarar verebilecek cam kırığı veya metal şeylerin icabına bakmak ve buna benzer şeylerin gözetilmesi, insana farklı bir haz veriyor.

Yaşamanın gayesi içindeki en temel değerlerden biridir çevreyi korumak. Çevreyi koruma konusunda “ben kirletmedim ki” veya “ben hiç bir zaman yere bir şey atmam, niye temizleyim” ya da “ben mi kurtaracağım çevre kirliliğini” diye düşünmek yanlış bir düşüncedir. Eğer böyle düşünenlerdenseniz, müsaadenizle size bir hikaye anlatayım:

Bir ormanda yangın çıkmış. Bütün her yer alevler içinde yanıyorken, tüm canlılar da olağanca hızlarıyla yangın bölgesinden kaçıyorlarmış. Kaçış yolunda kalabalık bir telaş ve itiş kakış sürerken bir karınca ağzında minnacık bir su zerresi ile yangına doğru gidiyormuş. Bunu gören diğer karıncalar; “ne yapıyorsun, görmüyor musun her yer yanıyor, neden yangına doğru gidiyorsun” demişler. Karınca, ağzındaki su zerresini göstererek; “görmüyor musunuz yangın yerine su taşıyorum” demiş. Diğer karıncalar biraz alaylı ve biraz da bilmişlikle; “ağzında götürdüğün bu kadar küçük bir su zerresiyle yangını söndürebileceğini mi sanıyorsun” deyince, karınca cevap vermiş; “Ben de biliyorum bu su zerresiyle yangının sönmeyeceğini, ama tarafım belli olsun”.

Herkes çevreyi kirletebilir ama kendine ve doğaya saygısı olanlar kirletmez ve temizler. Hele ki bir karavan sakini bu konularda çok daha duyarlı olmalıdır. Çevre temizliğinin bu ilk adımı bizlere ilk okullarda öğretilmeye başlanmıştı. Okula gidip de çevre temizliği konusunu bilmeyen yoktur. O zaman neden çevremiz çok temiz kalmıyor? Bunun sosyal ve ekonomik temelli pek çok cevabı olduğunu biliyorum fakat kabullenmek insana zor geliyor. Ama emin olduğum bir şey var ki, o da şu: Kendine saygısı olmayan birinin, çevreye (doğaya) ve insanlara saygısı asla olmuyor. Siz tarafınızı tutun yeter.

Ahmet Önder

Reklamlar

Atık Piller

Bir karavancının en belirgin özelliği, mutlu olarak yaşadığı doğaya nankörlük etmemesidir. Her karavancı doğa dostu olmak zorundadır. Gerçi ben karavancıların bu konularda son derece duyarlı olduklarından adım kadar eminim fakat yine de bu uyarıyı yazmak istedim. Doğa dostu olmayan bir kişinin karavancı olarak tabir edilmesi zaten mümkün değildir.

Cihazlarımızda kullandığımız piller bittiğinde onları çeşitli toplama yerlerine teslim etmek insanlık borcudur. Bunun için cam bir kavanoz kullanılabilir. Biten piller bu kavanozda biriktirilir ve zamanı geldiğinde ise çeşitli marketler, mağazalar, muhtarlıklar ve belediyelerin yetkili birimlerine teslim edilerek, güvenli olarak imhası sağlanmalıdır.

Pillerde bulunan çok zehirli kimyasalların toprağı zehirlememesi, yer altı sularına karışmaması ve canlı türlerine zarar vermemesi için bunu yapmalıyız. Böyle davrananlara saygılarımla …

Ahmet Önder